SULTANAHMET PLATFORMU

 
 

 


İnternette kurulup dernek oldular

Niye kuruldu?

İlk defa 1999 yılında, Türkiye’nin küresel arenada ekonomik rekabet gücünü artırmayı amaçlayan Competitive Advantage of Turkey-CAT projesi kapsamında gündeme geldi. 2000 yılında Sultanahmet’teki turizmcilerin biraraya gelmesi ile Melih Bulu liderliğinde kuruldu. Amaç başta İstanbul olmak üzere Türk turizminin rekabet gücünü artırmak.

Üye profili

Gruba turizmciler (rehberler, restoran, acente, otel sahipleri ve çalışanları vb...), müze yöneticileri ve Sultanahmet esnafı üye oluyor. Ayrıca turizm sektörüne girmeyi düşünen girişimciler de gruba katılabiliyor. Kasım Zoto, Şerif Yenen, Nurdoğan Şengüler, Mehmet Ata Tansu, Ümit Özaydın, Tugay Toydemir gibi çok sayıda tanınmış turizm sektörü temsilcisi üye.

Ne konuşuluyor?

Turizm sektörü konusunda her türlü tartışma, bilgi alışverişi grubun gündem konuları arasında yer alabiliyor. Bir diğer özellikleri bu grup üzerinden ortaya çıkan sinerji sayesinde üyelerin Sultahmet’te bir derneğe dönüşmüş olmaları. Grupta konuşulan konular sayesinde tekstil-turizm işbirliği, İstanbul Shopping Festivali gibi ülke çapında projeler gerçekleştirdiler.

Pazar
12.09.2004
İnternet cemaatleri


Artık herkesin kendine uyan bir grubu var neredeyse. Kimi kendi mesleğinden insanlarla mesleğinin derin kuyularına dalıyor, kimi toplumsal platformlar kuruyor. Bazısı yaşadığı semti kalkındırmanın yollarını konuşuyor; kimi fanatiği olduğu yazar için ateşli tartışmalara giriyor.

İlle de memleket kurtaracak büyük ütopyalar şart değil onlar için. Asıl ölçü aynı meseleye ilgi duyan diğerlerini bulmak. Sonra aranıza başka benzerler de katılıyor, sonra başkası sonra başkası derken kendi çapında bir cemaat haline geliniyor. Bu yeni örgütlenmeler eski tip dernekleşmelere hiç benzemiyor. Artık kahvehanelerde buluşmaya gerek yok. Bir lokal kurmak, dernek merkezi açmak da şart değil. İnternet ulaşımı olan bir bilgisayar yeterli. Hiçbir ilave maliyet olmadan, yolda vakit geçirmeye gerek kalmadan, dahil olduğunuz grupla istediğiniz zaman iletişime geçebiliyorsunuz. İsterseniz birisiyle sohbet ediyorsunuz, isterseniz de çoğu zaman olduğu gibi ateşli bir tartışmanın içine giriyorsunuz. Genelde yahoo üzerinden kuruluyolar. Yahoo’nun alt açılımlarından biri olan www.yahoogroups.com adresinden istediğiniz adla bir grup kurabildiğiniz gibi istediğiniz grupları da buradan bulup üye olabiliyorsunuz. Eskiden derneklerde, örgütlerde olduğu gibi başkandı, yönetim kuruluydu falan da yok. Ama çoğunda ciddi ve sert bir yönetim söz konusu. Bir defa herkes elini kolunu sallayarak istediği gruba giremiyor. Her birinin başında moderatör denilen ve kuralları koyup, uygulayan biri oluyor. Kim üye olacak, kim atılacak, kimin mesajı sansürlenecek, kiminki bloke edilecek onlar karar veriyor. Hatta birçoğunda mesajların tümü önce onun kutusuna düşüyor. Eğer uygun görürse moderatör tarafından gruba gönderiliyor. Sonuçta, işleyiş kuralları, moderatör üzerinden kurulan hiyerarşik yapısı, üyeler arasındaki ilişkileri, iletişim sırasında kullanılan kendine has jargonu ile neresinden bakarsanız başlı başına yeni bir sosyalleşme yöntemi bu gruplar. Hem onların en tipik olanlarından örnekler verdik hem de sosyolog Prof. Emre Kongar ile modern çağın bu yeni iletişim ve örgütlenme şeklini konuştuk.

EMRE KONGAR

Psikolojik ve toplumsal maliyeti ucuz, bu yüzden daha da yaygınlaşacak

Bu bir dönüşüm mü? Artık insanlar yüz yüze tartışmak yerine bilgisayarlarının klavyelerini mi çarpıştırıyor?

- Bu yepyeni bir etkileşim biçimi. Bir defa kişiler, fiziksel ve yasal kimliklerinden soyutlanabiliyor. Yani karşınızdaki kişinin en önemli özellikleri olan, yaş, cinsiyet, görünüş gibi nitelikleri anlamını yitiriyor. Size kimlik değiştirme özgürlüğü veriyor. İkincisi, bireyler, kendilerine benzeyen kişilerin oluşturdukları gruplar içinde, benimsemedikleri ya da karşı oldukları dış dünyadan soyutlayabiliyorlar kendilerini. Birey, bir anlamda ‘benzeşenler grubu’ içinde, çağdaş dünyanın düşmanca etkilerinden arınıyor, yalnız olmadığını, bir gruba ait olduğunu fark ederek rahatlıyor.

Bu grupların sivil toplum örgütü ya da dernek gibi hareket etmesi mümkün müdür?

- İnternet ortamında oluşturulan grupların toplumsal etkileşimleri çok daha sağlıklı oluyor. Yani internette oluşturulan bir grup, bir menfaat grubu, ya da lobici bir grup veya bir sivil toplum kuruluşu gibi işlev görebiliyor. Yalnız buradaki sorun, grubun sözcülüğünü, grubun internet yönetcisinin (moderatör) yapması. Yani her zaman klasik sivil toplum kuruluşlarında görülen demokratik süreçler buralarda söz konusu olmayabiliyor. Ama zaten işin mantığında bu var: Grup yöneticisinin koyduğu kurallara uymayanların iletileri dikkate alınmıyor ya da birey derhal gruptan çıkarılıyor.

Bu gruplaşmaların internetin pratik olması, maliyetsiz olması dışında sosyolojik bir açıklaması olabilir mi?

- Sorun parasal ya da örgütsel maliyet sorunu olmaktan çok psikolojik ve toplumsal maliyetinin ucuzluğu. Bir gruba katılan birey, daha önce açıkladığım nedenlerden ötürü kendini çok daha rahat ve özgür hissediyor. Bir de zaman faktörü var. Bu gruplara katılmanın ve ortama katkıda bulunmanın zaman olarak maliyeti, gerçek yaşamdaki örgütlere katılmanın ve katkıda bulunmanın zaman olarak maliyetinin karşılaştırılamayacak kadar altında. Bu yüzden gittikçe daha da yaygınlaşacak bu yöntem.

Bundan 50 yıl sonrasını görebiliyor musunuz? Sosyalleşmenin, bir araya gelmenin ve insan ilişkilerinin geleceği nedir?

- İnternet etkileşiminin fiziksel birlikteliklerle yaşanan etkileşimin yerini alması olanaklı değil. Ama toplumsal yaşamın çok büyük bir bölümünün, haberleşme, etkileşim, toplantılar, oylamalar, alışverişler ve benzeri etkinlikler açısından, internete kayması da kaçınılmaz. Yani 50 yıl sonra, fiziksel dünyada daha az, sanal dünyada daha çok yaşamaya başlayacağız.

Yüz yüze yapılan tartışmalarla sahicilik anlamında bir fark görüyor musunuz?

- Çok çok fark var: İnsanlar daha denetimsiz ve daha saldırgan olabiliyorlar internet ortamında. Bütün toplumsal denetim mekanizmalarından kurtulmuş bir bireyin ne kadar saldırgan olabileceği, özellikle sanal kimlik kullananların oluşturdukları örnekler açısından gerçekten ibret verici boyutlara ulaşabiliyor. Bu yüzden de internetteki yorumlarda küfür ve hakaret çok fazla.
Ezgi BAŞARAN

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/09/12/520543.asp

Pazar

12.09.2004