Son Barones İstanbul'da yaşıyor

Pazar - 05.03.2006
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=30567,104
Son Barones İstanbul'da yaşıyor
[
Nagehan Alcının 05.03.2006 Pazar aksam gazetesinde cıkan yazısı ]

  16 yıl önce tatil için Antalya'ya gelen Rus Barones Lavissa Merck Türkiye'ye ve bir Türk gencine aşık olunca burayı vatanı yapmış. Moskova'daki evini satarak Türkiye'ye yerleşen Barones bugün bir sanat ajansı sahibi ve Türk-Rus Kültür ve Eğitim Derneği'nin başkan yardımcısı Bir aşkın, yüklü miktarda paranın ya da kayıp çocuğunun peşine düşeni duydunuz elbet. Peki ya bir kokunun peşine düşen,düşüp de sürüklenen, sürüklenip de tüm yaşamını yeniden kuran birine
rastladınız mı?

Bu hikaye, deniz kokusunun ve beraberinde getirdiklerinin hikayesi.Rus Barones Lavissa Merck'in 16 yıl önce Türkiye'ye gelişinin ve burayı kendine vatan yapışının hikayesi. Deniz kokusuna karışan aşkın ve hikayenin sonunu söyleyemeyen falcının hikayesi....

Soçi'den İstanbul'a

İyisi mi kafaları daha fazla karıştırmayalım, en baştan başlayalım...Estonya Baronesi'nin kızı Lavissa Merck, Soçi'de doğar. Karadeniz'in kokusu ile büyür. Daha sonra ailesi ile birlikte Moskova'ya taşınır. Moskova Üniversitesi'nde hukuk okur, bir yandan piyano ve bale eğitimi alır. Kısacası tam bir soylu gibi yetiştirilir. Bir Rus ile evlenir ancak eşi bir süre sonra vefat eder.

Bir gün Moskova'da bir falcıya gider. Falcı ona 22 ay sonra evleneceğini söyler. Barones bu kehanete güler. Eşini hala
unutmamıştır. Evlenmemeye yeminlidir. Ve kısa süre sonra falcının 'gerçeküstü' öngörüsünü unutur gider.

Aradan 23 ay geçer. Barones tatil için bir haftalığına Antalya'ya gelir. Gelir gelmez buraya vurulur. Çocukluğunun deniz kokusunu burada bulur ve yaşamındaki eksikliğin bu koku olduğunu anlar. Birkaç gün sonra kendinden 20 yaş küçük bir Türk genci ile tanışır. Birbirlerine yıldırım aşkı ile vurulurlar. Genç, Barones'e hemen evlenme teklif eder. Barones de deniz kokusunun sarhoşluğuyla teklifi kabul eder. Ve bir haftanın sonunda evli olarak Moskova'ya döner.

HİKAYENİN GERİSİ

Evine dönünce bir anda kafasında çanlar çalar. Falcı doğru söylemiştir. Hikayenin gerisini öğrenmek için koşarak falcıya gider. Ama geç kalmıştır. Falcının öldüğünü söylerler.

Böylece Moskova-İstanbul arası günler başlar. Çift iki ülke arası mekik dokur. Ancak Barones'e yarı-zamanlı İstanbul yaşamı yetmez. Moskova'daki evini satarak eline geçen para ile 1995'te İstanbul'a kesin dönüş yapar. Beş yıl eşiyle birlikte burada yaşarlar. Ama ilk çekimin etkisi ebediyen sürmez. Genç adam-orta yaşlı Barones aşkı zamana ve mesafeye yenilir. Boşanırlar.

Olsun, boşanma Barones'in Türkiye sevdasını söndürmez. Burada yaşamaya devam eder. Kilise korolarında şarkı söyler, piyano dersleri verir. Bir süre sonra bir ajans kurar ve bale koreografileri yapmaya başlar. Kısa süre içinde sanat camiasında aranan bir isim olur. Rusya'dan gruplar getirir, buradaki sanat faaliyetlerinde aktif rol alır.

Lavissa Merck bugün tam 65 yaşında. Ama her sabah sekizde uyanıp iki saat spor yapıyor, Boğaz'da kahvaltı ediyor, yürüyüşe çıkıyor. Ve olduğundan en az 10 yaş genç görünüyor.

Sanat ajansının çalışmalarının yanı sıra Rusya Eğitim-Kültür ve İşbirliği Derneği'nin başkan yardımcılığını yürütüyor. Dernekteki sanat faaliyetlerine danışmanlık yapıyor.

Barones 10 yıldır Cihangir'de tek başına yaşıyor. Tekrar evlenmeyi düşünmediğini söylüyor. Türkler'de aile kavramının çok önemli olduğunu, erkeklerin eşlerini hep yanlarında istediğini söylüyor ve 'Ben egoistim. Akşam arkadaşlarımla buluşmak ya da kitap okumak isterim. Her zaman eşime yemek yapıp onunla sohbet edemem. Bu yüzden evlenmem' diyor.

Ve İstanbul'daki tek kişilik yaşamını, her sabah kendine aynı soruyu sorarak sürdürüyor: 'Falcı yaşasa hikayenin devamını nasıl anlatacaktı?'

Gelenlerin çoğu kaba

Lavissa Merck'e göre son yıllarda Rus kadınlara 'Nataşa' damgası yapıştırılması rahatsız edici. Ancak bunun nedeni biraz da 'Nataşa' olarak gelen kadınlar.Barones,bu kadınları kaba ve eğitimsiz buluyor.'Çoğu Gürcistan, Ukrayna ve Moldova'dan geliyor. Doktorum, avukatım, diye yalan söylüyor, oturup kalkmasını bilmiyorlar. Bu yüzden buradaki Beyaz Ruslar onları aralarına almıyorlar' diyor.

Rusya Eğitim Kültür ve İşbirliği Derneği

Geçtiğimiz yıl Gümüşsuyu'nda kurulan dernek Rusya-Türkiye arasında çeşitli alanlardaki ilişkilere katkı sağlamayı amaçlıyor. Dernekte İstanbul'da yaşayan Rus kökenli çocuklara Rusça dersleri veriliyor. Her ay bir akşam dans gecesi düzenleniyor. Çeşitli sanat etkinlikleri yapılıyor. Bu çerçevede mart ayında 1921 Rusya-Türkiye Antlaşması'nın 85'inci yıldönümü şerefine bir kutlama programı hazırlandı. 19 Mart'ta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde ve 20 Mart'ta Atatürk Kültür Merkezi'nde Ruskiye Uzori halk müziği konseri düzenlenecek, insanlara Rus kültürü ve sanatı anlatılacak, ayrıca
fotoğraf ve resim sergileri de açılacak.

Nagehan Alçı

 

Home Tours Payment&Conditions Services&Organisations About Us Contact Us What's New Press