|
|
SIFIR DEDIGIMDE
Mahkum.Net - Sıfır Dedigimde
Les Arts Turcs is sponsor of this film
| Click for ENGLISH | Pages 1 - 2 - 3 |
Mahkum’un
mevcut senaryosunda masalların çok önemli bir yeri var. Aşağıdaki
masal Anadolu’da geçekten yaşayan, nesilden nesile aktarılan
masallardan biridir. Mevcut senaryomuzda kullanıldığı haliyle masalımızı
okuyabilirsiniz.
Küçük Oğlan ve Zümrüd-ü Anka Kuşu
Bu padişahın bir de dillere destan bahçesi varmış ama bu bahçeye gel zaman git zaman bir Dev dadanmış. Dev hem bahçeye durmadan zarar veriyormuş hem de padişaha meydan okuyormuş. Birgün padişahın oğullarından büyüğü ileri atılmış ve Dev’i öldüreceğini söylemiş. Silahlarını kuşanıp Dev’in karşısına çıkmış ama Dev’i görünce korkusundan eli ayağına dolaşmış. Dev de aleviyle onu yakıp bayıltmış. Sonra ortanca oğlan da aynı şekilde Dev’in karşısına çıkmış ve o da mağlup olmuş. Sıra küçük oğlana gelince çok iyi ok kullanan küçük oğlan Dev’i bir okla yaralamış. Dev kaçmaya başlayınca da peşinden kovalamış. Dev, bir kuyudan içeri dalmış ve gözden kaybolmuş. Bunu gören ağabeyleri kendilerinden utanıp Dev ile küçük kardeşlerinin peşinden kuyuya dalmışlar. Kuyunun dibi çok derin ve ipleri de ince ve kısa olduğu için son çare olarak küçük kardeşlerini kuyunun dibine sarkıtmışlar. İp dibe ulaşmasına yetmemiş ama yiğit oğlan, kendini kuyunun dibine bırakıvermiş. Bir de görmüş ki kuyunun dibinde üç tane dünya güzeli kız gergef işler. Kızlara yaralı Dev’i sormuş. Kızlar, “o bizim bekçimizdir” demişler. Tam o sırada Dev tekrar oğlanın karşısına öfkeyle çıkmış ama bu sefer oğlanın oklarından kurtulamış. Oğlan devi öldürmüş ve yukarıda haber bekleyen abilerine aşağıya uzunca ve sağlam bir ip sarkıtmaları için seslenmiş. Kızların en büyüğünü ipe bağlamış ve büyük abisine “bu senin” diye göndermiş. Sonra ortanca abisine seslenmiş ve kızların ortancasını göndermiş “abiciğim bu da senin”. Bir de bakmış ki kızların en güzeli küçüğüdür. Kızların küçüğünü de ipe bağlamış “ve bu da benim hakkım” diyerek yukarı göndermiş. Abileri küçük kızın güzelliğini görünce şaşkına dönmüşler. “en güzelini kendisine saklamış” diyerek kıskançlığa başlamışlar. Ve ipin ucunu bırakarak küçük kardeşlerini kuyunun dibinde yapayalnız bırakmışlar. Devle dövüştüğü için zaten çok yorgun olan oğlan, ipin de düştüğünü görünce bir ihanete uğradığını anlamış ve kuyunun dibindeki bir geçitten geçerek, bir yeraltı ülkesine gelmiş. Yorgunluktan bitap düştüğü için uyuyacak bir ağaç dibi ararken üzerindeki kuş yuvasındaki yumurtalara doğru hain bir yılanın yaklaşmakta olduğu bir ağaç bulmuş. Bir ok atışıyla yılanı öldürmüş ve ağacın dibinde uykuya dalmış. Uyandığında ne görsün… Pırıl pırıl tüylü dev bir kuş, kanatlarını açmış oğlana gölge yapıyor. Oğlan, kuşun kurtardığı yumurtalar için minnettar olduğunu anlamış. Kuş konuşmaya başlamış: “Bana Zümrüd- ü Anka kuşu derler. Kuşların efendisiyim. Bu hain yılandan yavrularımı kurtardığın için sana minnettarım”. Ve ardından ilave etmiş “al bu iki tüyümü, ne zaman başın sıkışırsa bunları birbirine sürt ben koşar gelirim ve derdine çare olurum” demiş. Oğlan Zümrüd-ü Anka kuşunun yanında ona ait iki tüyü alarak uzaklaşmış. Tek bir amacı varmış. Yeraltı dünyasından kurtulmak ve tekrar yeryüzüne çıkabilmek… Birden aklına gelmiş. “Madem Zümrüd-ü Anka kuşundan iki tüy aldım ve o benim isteklerimi yerine getirecek… O halde neden ondan beni yeryüzüne çıkarmasını istemiyorum?” Tüyleri birbirine sürtmüş ve kuş da hemen orada belirivermiş… “Beni yeryüzüne çıkar”. “Tamam” demiş kuş. Ve oğlanı sırtına almış. Oğlan kuşun sırtına atlamış ve hemen yola çıkmışlar ve çok uzun süreler yolculuk yapmışlar. Yeryüzüne vardıklarında oğlanın ülkesine varabilmesi için de bir hayli yürümesi gerekmiş. Ama nihayetinde babasının ve kardeşlerinin yaşadığı şehre varmış. Şehre vardığında babasından ve abilerinden haber almak isteyen oğlan, abilerinin kırk gün sonra kuyudan çıkan iki kızla nikahı olacağını öğrenmiş. Babasını çok özlemiş olsa da saraya hemen gidip kimliğini açıklamak istememiş. Kardeşlerinin babasına neler anlattığını merak etmiş. Kendine bir kuyumcu dükkanında iş bulmuş, çalışmaya başlamış. Ama kim olduğu belli olmasın diye de başına bir işkembe geçirmiş ve bir keloğlan oluvermiş.
Sarayda ise bir düğün telaşı her yeri sarmış. Sarayın en güzel mücevherleri gelinler için hazırlanmış ama elmas bir dal parçasından sadece bir tane varmış. Bunun üzerine gelinler arasında anlaşmazlık çıkmasın diye ülkenin en yetenekli kuyumcusu çağırılmış ve hayatı pahasına da olsa ikinci bir elmas dal yapması istenmiş. Kuyumcu yapamam dediyse de dinletememiş. Ve biliyor musun canım oğlum benim? O kuyumcunun çırağı da bizim küçük veliahtmış -Veliaht ne anne? Padişahın küçük oğluymuş yani. Herneyse… Kuyumcu kara kara ne yapacağını düşünürken çırağı ona demiş ki “İstediğin elmas dalı ben yaparım! ama ben şu odaya kapanacağım ve kırk gün boyunca kimse beni görmeyecek” demiş. Kuyumcu çaresiz oğlanın isteğini kabul etmiş. Oğlan odasına kapanmış ama anahtar deliğinden gizli gizli oğlanı gözetleyen kuyumcu 39 gün boyunca oğlanın hiç birşey yaptığını görmemiş. Oğlan yan gelip yatmış. Nihayet kırkıncı gün oğlan, sahip olduğu iki tüyü tekrar birbirine sürtmüş ve Zümrüd-ü Anka kuşu hemencecik odasında belirivermiş… Belirmiş ve oğlanın istediği elmas dalı yapması bir olmuş. Padişahın askerleri elmas dalı almaya geldiklerinde oğlan “illa ki ben kendi elimle padişaha teslim edeceğim” dediğinde dalı kırmasından korktukları için mecburen kabul etmişler. Padişaha elmas dalı uzatırken “sizde de bana ait bir şey var” demiş. Herkes keloğlanın bu cüretine şaşmış. Padişah merak ve öfkeyle “neymiş o?” diye sormuş. Oğlan “kuyudan çıkan en küçük kız benimdir” demiş. Padişah daha da öfkelenmiş “Bu ne cüret!” diye haykıracakken oğlan “eğer kızın sırtında tam benim elime uygun bir leke bulursanız kız benimdir eğer leke yoksa benim değildir” demiş. Hemen kızın sırtını açmışlar bakmışlar bir de ne görsünler… Kızın sırtında tam keloğlanın eli büyüklüğünde bir leke. Meğer bizim küçük oğlan devi öldürdükten sonra kuyunun dibindeyken kanlı elleriyle kızın sırtından tutarak ipe bağlamış… Elinin kanlı izi kurumuş ve hep kızın sırtında kalmış… Padişah bu izi görünce anlamış ki o oğlan kendi öz oğludur… Keloğlan da padişahın, durumu anlayıp ağlamaya başladığını görünce kafasındaki işkembeyi çıkarmış ve babasına sarılmış. Baba oğul uzun süre hasret gidermişler. Padişah oğlanın ağabeylerine kızacak olmuş ama küçük oğlan babasına engel olmuş. Abileri de hatalarını anlayıp pişman olmuşlar. |
|||
|
|
||
|
|
||
Bir sinema filmi. Henüz çekilmemiş, çekime hazır bir proje. Bir sinema filmi, yazarının kafasında şekillenmeye başladığı andan itibaren çok değişik evrelerden geçer. Mahkum son evreye gelmiş durumda. Çekim! Işıklar! Kamera! Motor! Mahkum gerçek bir olaydan yola çıkarak farklı dünyaların kapılarını aralıyor. Gizemli bir olay, gizemli bir dünyanın gün yüzüne çıkmasını sağlıyor. Hepsi bu değil! Mahkum tıpkı 1001 Gece Masallarındaki gibi, Doğu’nun mistik ve gizemli dünyasına bir yolculuk… Hepsi bu değil! Mahkum aynı zamanda finansal bir proje. Ayrıntılarını Mahkum.net’in sayfalarında bulacaksınız… “Mahkum” nasıl doğdu?Herşey 1991 de başladı. Kadim dostum, psikiyatrist Doç.Dr.Haluk Savaş bana bu öyküyü anlatmıştı. Acemi bir hipnozcu, bir tıp öğrencisi arkadaşını hipnoz ediyor ve işler karışıyordu. Yaşanan bu olayın gerçekte kopma noktasına geldiği anın, çok heyecan verici bir sinema filminin başladığı an olabileceği fikri o gün bugündür kafamda dönüp duruyordu. Hipnoz içinde bir hafta önce yaşadıklarını tekrar yaşayan bir “süje”, seans içinde kendisinin gözetlendiğini farkediyordu. Gerçek olayda gözetlenen süje ve acemi hipnozcu korku içinde süjeyi uyandırıp, olayı unutma yolunu tercih ediyorlardı. Ama denir ki herşey anlatacak bir öykünüz olmasıyla başlar. Bir öykücü asla rahat durmaz. “Ya devam etselerdi neler olacaktı?” İşte benim de kafamda dönüp duran bu soru “Mahkum”un doğmasıyla sonuçlandı. 2003′ün sonbaharında Mahkum ile ilgili ilk öykü tartışma grubunu kurdum. Herşeyden önce öyküyü kurmak gerekiyordu. Hatta öykü kusursuz olmalıydı! 2005 Ocak ayına kadar sayıları 10′u bulan genç ve çok yetenekli arkadaşımla birlikte öyküyü ve tretmanı geliştirdik. Mutlu olana kadar vazgeçmedik. Kafamızı kurcalayan her soruya cevap bulmak istedik. Filmi izliyor gibiydik ve tatminsiz, hiçbir şeyi beğenmeyen sinema izleyicilerine benziyorduk. Zaman zaman tartışmaların içinde boğuluyorduk. Bu durumlarda fikirlerimizi nadasa bırakıyor bir süre “Mahkum”u hayatlarımıza sokmuyorduk. Tartışmalara geri döndüğümüzde zihinlerimizin bizden habersiz çözümlere ulaştığını farkediyor şaşkınlık ve sevinç içinde çalışmalarımıza devam ediyorduk. Nihayetinde 2005′in ilkbaharında Mahkum’un senaryosu da oyuncularla tartışılacak hale gelmişti. Artık elimizde bir senaryo vardı. Heyecan dolu, gizemli, meraktan çatlatacak bir senaryo… Mahkum.net, “Mahkum”un bundan sonra izleyeceği yolda arkadaşımız olacak. Öykü zihinlerimizde hala dönüp duruyor. Mahkum benim ilk sinema filmim olacak. Ve her ilk iş gibi belki de en zoru olacak. Modern bir imece yöntemiyle bu filmi ülkemiz ve dünya seyircisinin beğenisine sunacağız. Şimdi yeni şeyler söyleme zamanı! Bir internet projesi: mahkum.netmahkum.net nasıl ziyaret edilmeli? mahkum.net bir film sitesi değil. Yani gösterime girmiş filmlerin, internet siteleri ile herhangi bir benzerliği yok. Çünkü Mahkum projesi henüz gösterime girmedi. Burada temel olarak yaptığımız şey yapım öncesini ve yapım aşamalarını internet ortamına taşımak. Yapım aşamaları hakkında bilgi verici bir çalışma olacağı gibi aynı zamanda da bir sinerji oluşturma çabası içinde olacak, mahkum.net. Yöntem başlığı altında filmin bütün gelişim süreçlerine şahit olabilir aynı zamanda bu süreçlere katılma şansını da yakalayabilirsiniz. Kullanma kılavuzu: mahkum.net kullanıcılarının, yorumlarıyla yazılan yazıları yönlendirmesi, bilgi talebinde bulunması, bizlere bilgi iletmesi hedefleniyor. Mahkum Projesi’nin örneğin finansal gelişim sürecinde önerileri olanlar ilgili başlık altındaki yazılara yorumlar yazmalılar. Senaryo tartışmaları hakkında yorumlar yine ilgili konu başlıkları ve kategorilerdeki yazılara yapılmalı. Örneğin finans başlığı altında sinopsis hakkında bir yorum yapılması site kullanımını güçleştirecektir. mahkum.net ziyaretçileri bize her türlü soruyu sorabilirler. Ziyaretçiler yöntem hakkında eleştiri ve önerilerde bulunabilirler. Ziyaretçiler mahkum.net’e içerik katkısında bulunabilirler. Konuyla ilgili olabilecek her türlü özgün yada alıntı yazıyı bizlere iletebilirler. Yine internet üzerinde bulunabilecek başka kaynaklara linkler verebilirler. Bir sinema filminin yapım sürecinde kabaca iki tipte insan emek verir: 1-Yaratıcı grup 2-Yapım grubu. Yaratıcı grup yönetmen ve senarist ile birlikte çalışır, yapım grubu ise yapımla ilgili teknik ihtiyaçlar ve çözümleriyle ilgili emek verir. Yapım gurubu çekim öncesinde ağırlıklı olarak yapımcı ile, çekim aşamasında ise yönetmenle birlikte çalışır. Çekim aşamasında emek veren bir de görüntü grubu vardır ki tam olarak yaratıcı grup içinde değildir, kamera ve ışık çalışanlarını kapsar. Mahkum Projesi’ni mahkum.net’ten takip eden ziyaretçilerimizin kendilerini yakın gördükleri konuyla ilgili yazışmaları takip etmelerinden ziyade aktif olarak katılmaları beklenir. Mahkum Projesi, proje olarak bütünüyle şeffaf ve açık bir projedir. Yaratıcı grup içinde yer almak isteyen ziyaretçilerin sadece bu isteklerini belirtmeleri gerekmektedir. Aynı şekilde diğer gruplarda herhangi bir pozisyonda bulunmak isteyecek mahkum.net ziyaretçisi, sadece bunu site üzerinden belirtmek durumundadır. mahkum.net; Mahkum Projesi’nin bir anlamda ofisidir. Bir yapım şirketinin ofisinde, bir sinema filminin yapım aşamalarında ne tür konuşmalar geçiyor, ne tür bilgi alış-verişi yapılıyorsa mahkum.net üzerinde de yapılacak olan budur. Projenin vizyon kopyalarının sinema salonlarına dağıtıldığı güne dek, mahkum.net üzerinde, olası açık bir pozisyon, olası bir yapım ihtiyacı, olası herhangi bir “durum” duyurulacaktır. Bu açık bir davettir. Gökhan Yorgancıgil |
|||
KARAKTERLER
|
|||
|
Talk
to Us
You
can write us an E-mail
to get more information about the Films,Hotels,Tours,party,people,hotels,
restaurants,photos, pics, videos,jpeg,mpeg,vcd,dvd,cd,music, in
Istanbul and all around Turkey that you see the links down
below.
Especially
for groupe prices, new tours,shows,venues,festivals,music
activities,dance nights, discounted hotels, short term flat
rentals, studio flats, houses, villas etc. are
our main business subjects. All you need to do is, sending
us an E-mail......
E-mail :info@ lesartsturcs.com |
| Click for ENGLISH | Pages 1 - 2 - 3 |
| Home | Tours | Payment&Conditions | Services&Organisations | About Us | Contact Us | What's New | Press |
|
|