Hıristiyan Sufi Feride

Nagehan Alçı'nın Florence Breuillar ile röportajı...

17.02.2006

Florence Breuillar, nam-ı diğer Feride, 46 yaşında bir Fransız. Ancak yüzüne dikkatli bakmazsanız yaşını asla tahmin edemezsiniz. Onca yılı küçük bedeninin bir yerlerine saklamış sanki. Herkesin yaşam öyküsü kendine göre ilginçtir ama Feride’ninki yalnızca kendine değil, ortalama hayatlar süren biz ‘sistem çocuklarına’ göre de oldukça ilginç.

Bir kadın düşünün: 18’inde, ailesinin tüm itirazlarına rağmen çocukluk aşkı ile evleniyor. Ancak dağcı eş bir yıl geçmeden bir tırmanış sırasında düşüp ölüyor. Ve 18 yaşındaki genç kadın aşk ve evlilik sayfasını ebediyen kapatıyor. Kendini üniversitede eğitimini aldığı arkeoloji ve sanata adıyor. Bir gün seyrettiği Yılmaz Güney’in ‘Yol’ filmi ise hayatının tüm ‘yol’unu değiştiriyor. Türkiye’ye geliyor. Geliş o geliş. Artık burası onun vazgeçilmezi oluyor. Ülkeyi karış karış gezdikten sonra yolu Konya’ya düşüyor. Şeb-i Arus şenliklerine rastgeliyor ve bir anda kendini Sufi felsefesine adıyor. Kapadokya’da kendine bir ev alıyor, resim atölyesi açıyor ve yaşamı boyunca aradığı şeyi bulduğunu anlıyor: Işık. Böylece o ‘ışığın’ peşindeki yeni yaşam öyküsü ve Florence’dan Feride’ye uzanan değişim süreci başlıyor. İşte karşınızda Fransız dervişin ağzından ‘nev-i şahsına münhasır’ bir hayat...

Türkiye’ye ne zaman geldiniz?

1989’da.

Yani 17 yıldır burada mı yaşıyorsunuz?

Tam olarak değil. 1989’da turist olarak geldim. Çok etkilendim ancak daha sonra Fransa’ya döndüm. 91’e kadar beş kez gidip geldim. Arada Avanos’a gidip çömlekler üzerine staj yaptım. 91’de ise Kapadokya bölgesindeki Mustafapaşa Köyü’nden bir ev aldım ve bütün bütün yerleştim.

BAŞTA BİRAZ KORKTUM

Sizi en çok ne etkiledi burada?

Geliş nedenim ‘Yol’ filmiydi, Yılmaz Güney’den çok etkilenmiştim. Burada ise mesleğim için çok değerli yerlerle karşılaştım. Bir de üzerine Konya’daki Şeb-i Arus şenliklerini gördükten sonra artık dönemezdim.

Nasıl oldu da Şeb-i Arus sizi bu kadar etkiledi?

Sufi felsefesiyle zaten ilgileniyordum ama henüz kendimi yeterince tanımıyordum. Konya’da kendimdeki ışığı fark ettim ve yaşamımı bu felsefeye adadım.

Ve isminizi Feride olarak değiştirdiniz...

Evet, bu ismi bana Konya’da Mevlevihâne’deki ‘dedem’ verdi. Kuran’da ‘farklı, tek’ anlamına geliyormuş. 98’de de mahkemeye başvurarak bu ismi kimliğime resmen eklettim.

Din değiştirdiniz mi?

Hayır. Din çok önemli değil. Benim için tek yol Sufizm. Kutup Allah, ayağını hangi inanca koyduğun fark etmez. Önemli olan Allah’a yönelmek. Ben Hıristiyan bir Sufiyim. Kimse de bana dinimi değiştirmemi söylemedi.

Tanrı’ya giden yolu buldunuz mu?

Evet. Onun varlığını anladım. Önce çok büyük ve sıcak bir ışık geldi. Biraz korktum. Zaten ardından da iki sene bıraktım, Fransa’ya döndüm. Bu arada Fransa’da bu felsefeyle ilgili kitaplar okudum. Sonra ney çalmak için Konya’ya döndüm, bir semazen ile tanıştım. İçimde sema arzusu uyandı. Öğrenmek için izin aldım ve öğrendim.

İnançlarınızın peşinden gittiğinizi söylüyorsunuz. Peki nasıl geçiniyorsunuz?

Evimin yanında resim atölyem var, resimlerimi satıyorum. Aileden de kalan bir şeyler var. Zaten yalnızca hayatta kalmaya çalışıyorum.

Köylüler sizin çalışmalarınıza nasıl bakıyor?

Bu tip konularla pek ilgili değiller. Toprağa bağımlı ve birincil ihtiyaçları doğrultusunda yaşıyorlar. Bana pek karışmıyorlar ve yaptıklarımla pek de ilgilenmiyorlar.

Kapadokya’da sizin gibi, bu felsefe ile ilgilenen yabancılar var mı?

Birkaç kişi var. Ürgüp’te geçtiğimiz ay yeni bir Mevlevihâne açıldı ama ben henüz göremedim.

DEDEM BENİ SEÇTİ

Batı’da Sufizm ne kadar yaygın?

Gittikçe yayılıyor. Hıristiyan Sufilerin sayısı artıyor. Biz de bu felsefeyi mümkün olduğu kadar anlatmaya çalışıyoruz. Konya’daki Şeb-i Arus’a her yıl dünyanın dört bir yanından insan geliyor. Ama ben bu sene maalesef gidemeyeceğim, çünkü Hindistan’da olacağım.

Hindistan mı?

Evet, önümüzdeki hafta bir yıllığına Hindistan’a gidiyorum. Oradaki Sufileri, Kadirileri ve Rıfaileri arayacağım, araştırmalar yapacağım.

Hep bir şeyi arıyorsunuz, ama tek başınıza. Zor olmuyor mu?

Kesinlikle hayır! Yalnız değilim, Tanrı’yla birlikteyim ve yapacak çok işim var. Çalışmalarımı tamamlamak için zaten yalnızlığa ihtiyacım var. Dede de ihtiyacım olduğu her zaman yanımda zaten. Ah dedem! Onu birden çok özledim!

Dedenizi nasıl buldunuz?

O beni seçti. Zaten biz seçemeyiz, onlar seçer. Mevlevihâne’ye gidip gelirken onlar sizi seçer ve size yol gösterir.

Resim ve porselen

Feride resmin yanı sıra Mevlâna’nın hoşgörü insanı olduğunu anlatmak için üzerinde onun resmi ile veciz sözleri bulunan seramik ve porselenler imal ediyor. Şeb-i Arus törenlerinde Mevlâna’yı anmaya gelenlere ya da onu tanımak isteyenlere maliyetine satış yapıyor. Amacı sadece Mevlevi düşüncesinin yayılmasına katkı sağlamak.

Nagehan Alçı

 

Home Tours Payment&Conditions Services&Organisations About Us Contact Us What's New Press

Les Arts Turcs Tours :Incili Cavus Sok.No:37/3  Alemdar Mah.Behind of Underground Cistern(Yerebatan Sarayi arkasi) Sultanahmet Istanbul/TURKEY
                                                                                     Tel:    90 [212] 511 21 98 - 511 21 98
                                                                                    Fax:   
90 [212] 527 68 59 - 638 76 06
                                                                                e-mail:    [email protected]
                                                                                   web:    www.lesartsturcs.com